bismillah

BismillahirRahmanirRahim

Mehmet Şevket Eygi Efendi – Milli Gazete 

SON elli yıl içinde İslâmî kesimde cihad edebiyatı yaygınlaştı ve hayli ucuzlatılıp sulandırıldı. Kur’âna ve Sünnete göre cihad kavramı ve değeri unutuldu, onun yerine mecazî mânâda cihad ve mücahidler geldi.

İman, İslâm, Kur’ân, Sünnet, Şeriat için yapılan etkili ve ihlaslı hizmetler de elbette (mecazî) mânâda bir tür cihad olabilir ama bu konuda sınırları aşmak yanlıştır.

Yakın tarihte Bediüzzaman Said Nursî bir tür cihad yapmış ve biiznillah tevfikat-ı ilahiyeye nail olmuştur. Risale-i Nur hareketi sayesinde nice insanımız imanını kurtarmış, ebedî saadet yolunu bulmuştur.

Merhum Üstad Bediüzzaman’ın kendisi gibi ihlâslı ve müstakiym has talebeleri de birer mücahid idiler. Onlar dünyaya sırt çevirmişler, ecir ve mükafatlarını sadece Allah’tan isteyerek çalışmışlardı.

Yakın tarihimizde din, iman, Kur’ân ve Şeriat için muhlisen lillah, garazsız ivazsız çalışan başka mânevî mücahidler de hizmet etmişlerdir. Şeyh Abdülhakim Arvasî, Erbilli Esad Efendi, Dersiamdan İskilipli Âtıf Efendi ve diğerleri. Kendilerini minnet ve teşekkürle anıyor, Hak’tan rahmet diliyorum.

Şer’î mesele dolayısıyla eski Ceza Kanunu’nun 163’ncü maddesi mucibince Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanıp hapse mahkûm edilen, zindana atılan merhum (Şumnulu, Ezherli) Ahmed Davudoğlu hocaefendi de böyle bir mücahiddir.

Üstad merhum Necip Fazıl, dört yıla yakın bir müddet zindanlarda İslâm için, İman için, Kur’ân için çile doldurmuştur.O da manen mücahiddir.

İstiklâl savaşından sonra estirilen kızıl sarsar (fırtına) esnasında nice icazetli ulemâ, fukaha, müftü, şeyh, danişmend, mürşid-i kâmil, derviş adaletsiz mahkemelerde yargılanmış, kimisi idam edilmiş, kimisi zindanlarda çürütülmüştür. İnşallah bunlar da mücahid ve şehid sevabı alırlar.

İskilipli Âtıf Efendi ile aynı günde idam edilen Babaeski müftüsünü de bu meyanda rahmetle anıyorum.

Karanlık yakın tarihimizin bu mübarek şehidlerinin, mücahidlerinin birkaçını burada zikr etmiş bulunuyorum. İsimleri unutulmuş nice binlerce, on binlerce mücahid daha var.

Zamanımızda bunlara benzemeyen bir mücahid veya mütecâhid (mücahid bozuntusu) sınıfı türedi. Bunların bir kısmı işe mücahid olarak başladı, sonra bir de baktık ki, müteahhit olmuşlar, voliyi vurup köşeyi dönmüşler.

Bediüzzaman Said Nursî hazretleri bin sıkıntı içinde yaşarken üç salkım üzümü bile hediye olarak kabul etmezdi, zamane mütecahidleri fukara ve mesakîn-i Müslimînin hakkı olan zekatlara bile göz dikmişlerdir.

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Hayber gazvesinde, bir çift pabucu gizleyen ve sonra şehid olan bir sahabinin cenaze namazını kılmamıştı. Bugünkü sahte mücahidler öyle bir pabuçla falan yetinmiyorlar, malı doların milyonu ile götürüyorlar.

İslâm’ın şanlı devirlerinde mücahidler küffar ile cihad ediyorlardı. Bugünün sahte mücahidleri Müslümanları soymakla meşguller. Ya Rabbi!.. Ne günlere kaldık!

Advertisements