Sunday, February 20th, 2011


bismillah

BismillahirRahmanirRahim

Allah sirat uzerinde yedi noktada kullarina yedi soru soracaktir:

1. Soru iman’dan,

2. Soru namazlardan,

3. Soru Ramazan orucundan,

4. Soru zekat verip vermediginden,

5. Soru Hac edip etmediginden,

6. Soru Ana Baba hakkindan,

7. Soru iyilikle emredip fenaliktan men edip etmedigine dair olacaktir.

Sorulara cevap veren daha ileriye gececek, cevap veremeyenler o yerde bin sene durdurulup azab cektikten sonra oradan cehenneme atilacaklardir.

Din Dersleri, Seyh Nazim Kibrisi (Agustos 2010/Ramazan 1426)

Advertisements

bismillah

BismillahirRahmanirRahim

Bendenize korkak diyen kardeşimize: Korkak olduğumu sanmıyorum. İnsanda kuvve-i gazabiye denilen bir boyut vardır. Bunun ifratı tehevvürdür, yani çılgınca öfkelenmek ve delice işler yapmaktır. Tefrit-i ise, cebanettir yani alçakça ve köpekçe susmak ve boyun eğmektir. Ortası, i’tidal hali ise şecaattir. Tehevvür ve cebanet mezmum (kötülenmiş) iki haldir, şecaat ise memduh (övülmüş, beğenilen) bir haslet ve huydur.

Bendeniz özel hayatında karınca bile ezmeyen halim selim bir insanım. 50 yıldır İstanbul’da gazetecilik yapıyorum. Başımdan çok sıkıntılar geçti. Bir ara Sultanahmet hapishanesinde yattım. 1969’da yurt dışına çıktım, altı seneye yakın bir müddet vatanıma dönemedim, gurbetlerde yaşadım. Pasaportumun müddeti bitti… Neler çektim.

1984’te yakalandım, Sağmalcılar cezaevine konuldum… Gerede cezaevi… Şile cezaevi…

Aleyhimde açılan davaların sayısını bilmiyorum. Avukatlarımdan rahmetli Ali Oğuz bey, af kanunu çıktıktan sonra dosyaların hepsini çöpe atmış. Keşke bana vermiş olsaydı da saklasaydım…

Defalarca evim, yazıhanem arandı. Evrakımın ve kitaplarımın bir kısmı çuvallara konulup alındı.

Kaç defa tutuklandım.

İstanbul’da iki günlük gazete çıkartıyordum. 12 Mart 1971 darbesinden sonra kukla Şalcı Nihat Erim hükümeti ve sıkıyönetim kumandanlığı iki gazetemi de süresiz olarak kapattı, iflas etmeme yol açtı.

Başımdan geçen bu hadiseler korkak olmadığımı ispata yetmez mi?

Bazı doğruları yazamamak korkaklık olarak tavsif edilmemelidir. Hikmet kaidesi şudur: “Söylediğin her söz doğru olmalı ama her doğruyu söylemek doğru değildir.”

Artık elimde, şu sütunlarda günlük yazılar kaleme almaktan başka bir imkan yoktur. Bana bu imkanı sağlayan Necmettin Erbakan beyefendiye teşekkür ediyor, kendisine sıhhat ve selamet diliyorum.

İslami kesimdeki büyük ve geniş hizmet imkanları şimdi birtakım cemaatlerin ve grupların elindedir. Onlar, genellikle kendilerinden olmayanlarla işbirliği yapmazlar. Allah’tan hepsine hayırlı başarılar dilerim. Başarı gibi gösterilen hayırsız işler için dua etmem. Hayırsız işler nelerdir?

(1) Kur’ân-ı Kerîm’e aykırı işlerdir… (2) Sünnete aykırı işlerdir… (3) Şeriata aykırı işlerdir… (4) İslam ahlakına, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) ahlakına aykırı işlerdir… (5) Hikmet-i islamiyeye aykırı işlerdir…

Birkaç örnek vereyim: Ramazanda beş yıldızlı lüks bir otelde hahamlar, patrikler, papazlar, monsenyörler ile birlikte israflı iftar ziyafetleri tertiplemek… İslam dinini, Kur’anı, Hz. Peygamberi inkar ve tekzip eden gayr-i müslimleri cennetlik ilan etmek… İslam düşmanı kafirleri dost ve veli edinmek… Zekatı Kur’ân’a, Sünnete, Şeriata aykırı olarak toplayıp sarf etmek… Cemaat fanatizmi yapmak

Zamanın İmam’ı ve Emir’i kim ise açıkça ilan et diyenlere: Sanırım Mehdi-i ahir zamanın zuhuru ve hurucu yakındır. Ortaya çıkınca nazar ve basiret sahipleri görecek ve anlayacak, biat edecektir. Sapık mezheplere mensup bazı ulema Mehdi’yi inkar edecek ve ona karşı çıkacaktır. Bu dediklerim sahih haberlerle bildirilmiştir.

Bendeniz bu yazılarımla bu kadar hizmet edebiliyorum. Bizim yapamadığımız hizmetleri mürüvvet ve imkan sahipleri yapsınlar inşallah. Selam ve hürmetlerimle.