bismillah

BismillahirRahmanirRahim

Biz Allah’ı görmüyoruz ama O bizi görüyor. O, bizim gizlediklerimizi de biliyor, beynimizdeki düşünce ve niyetleri, kalbimizdeki duyguları hep biliyor.

Allah bize Peygamber göndermiş, Kitab ve Din yollamış, doğru yolu göstermiş. Biz Müslümanlar da evet inandık demişiz. Artık mazeretimiz kalmamış.

Hem iman ettik diyoruz, hem de Kitab’a aykırı işler yapıyoruz.

Hem Peygamber’e inandık diyoruz, hem onun öğütlerini tutmuyoruz, sünnetine uymuyoruz.

Mazeretimiz yok.

Kendimizi dine uyduracağımıza, dini kendimize uydurmaya kalkıyoruz. Ne büyük çarpıklık ve sapıklık!..

Kur’anda en fazla tekrarlanan emir namaz kılmak. Bizim yüzde doksanımız namazı terk etmiş.

Kur’an azgınlıklardan uzak durunuz buyuruyor. Bizim toplumumuz azgınlık içinde.

Kur’an bize, birlik ve beraberlik içinde tek bir Ümmet olun, sakın ayrılıp parçalanmayın, sonra rüzgarınız gider diyor, biz bin parçaya ayrılmışız, birbirimizle çekişip tepişiyoruz.

Kur’an bizi dünyanın faniliği, hile ve oyunları, aldatması konusunda uyarıyor, biz kulak asmıyoruz.

Kendimizi iyi, olgun, gerçek Müslüman sanıyoruz.

Bu memlekette geçim sıkıntısından insanlar intihar ediyor, biz gerçek ve olgun Müslümanlar olsaydık böyle facialar yaşanır mıydı?

Şu çılgın bir lüks, israf, sefahat (beyinsizlik), gurur, kibir içinde yaşayan sözde Müslümanlara bakınız. Onlarda kuş kadar akıl olsaydı böyle yaparlar mıydı?

İslam dini, Kitabullah, Peygamber, Şeriat rüşveti kesin olarak yasaklamış. Alnı secde gören şu rüşvetçiler güruhuna bakınız. Veyl onlara!..

İrtidadın, dinsizlik ve densizliğin, fısk ve isyanın, günahın, tuğyanın genelleştiği şu ülkede, iki ay sonra Ramazan’da birtakım sahte dindarların yine ne haltlar yiyeceğini göreceğiz.

Ramazan etkinlikleri ve eğlenceleri, vur patlasın çal oynasın şenlikler. Evlere şenlik!..

Bozuk ve sapık bir düzende bu ne şamata, bu ne çılgınlık, bu ne sorumsuzluk…

Bizim şaşkınlar ve gafiller bozuk düzenin nimetleriyle semirdiler, bir elleri yağda bir elleri balda ya, gelecek çok pembe, memleket çok iyiye gidiyor onlara göre. Ya öyle mi?

Şehir seher vaktinde leşler gibi uyuyor. Binlerce camiden avaz avaz ezan okunuyor, camilerde birkaç ihtiyardan başka cemaat yok. Sonra da durumumuz pek parlakmış. Ya öyle mi?

Zekatlar öncelikle Müslüman fakirlerin, miskinlerin, gurbette sefalete düşmüş mültecilerin eline geçmiyor, kapanın elinde kalıyor. Birileri zekatlarla Trinidat’ta hizmet ediyorlarmış… Aman ne hizmet ne hizmet!..

Ümmet şuuru ve birliği elden gitmiş.

Müslümanların başında, kendisine itaat ve biat edilen bir İmam veya Emir yok.

Darü’l-Hilafe İstanbul, kahpe Babil’e dönmüş.

Riba ve faiz denizinde yüzüyoruz.

Kandil geceleri göğe maytab atılıyor ya, işler yolunda…

Başına renkli bir örtü bağla ve sonra istediğini yap. İslam böyle mi diyor? Şer’i tesettür bu mudur?

Düzen bozuk ya, çal çalabildiğin kadar.

Kasımiye medresesinde çanlar çalar, ezanlar okunurken havuzun üzerinden papazlar, hahamlar, müftüler merasimle geçmişlerdi. Aman ne Müslümanlık ne Müslümanlık.

Her yerde eski kiliseler restore ediliyor. Taksim’e cami yapılmasına gelince, ses seda yok.

Doğrusu iki binli yılların Müslümanları bir tuhaf, bir acayip.

Hem Kur’an okuyorlar, hem bildiklerini okuyorlar.

Kur’anı ve İslam’ı bilenler ne yapıyor? Büyük kısmı seyrine bakıyor.

Vah vah, tüh tüh, eyvah!..

Advertisements