Activities


bismillah

BismillahirRahmanirRahim

“Karun’un hazineleri olsa onu da bitirirler”

Nakşibendi Tarikatının Kıbrıs’taki Şeyhi Nazım Kıbrisi, KKTC iktidarını ve halkını eleştirdi.

Kıbrısi, “Hükümet hiçbir icraat yapmıyor. Ne ekonomiden ne eğitimden ne de ticaretten anlıyor. Bu Kıbrıslılar, Karun’un hazineleri de olsa onu da bitirirler.” dedi.

Şeyh Nazım Kıbrısi, kendisinin ekonomist ya da politikacı olmadığını ancak bütün dünyanın bir kriz içerisinde olduğunu kaydetti. Kıbrısi, krizin her yeri etkileyeceğini; KKTC’nin de küçük bir ülke olmasından dolayı bundan daha fazla etkilendiğini söyledi. Kıbrısi, “Bizim kendimizin bu dünya üzerinde ayrı bir sözümüz ve mali gücümüz yok. Dalga bizi nereye atarsa oraya gideceğiz. Bizim buradaki ekonomik halimiz Türkiye’nin etkisi altında olduğumuz için onlar ne yaşarsa biz de onu yaşarız. Biz ayrı hareket edemeyiz, biz bağlıyız. Türkiye bizim burada her şeyimize kefildir. Onlar ekonomik krizden çıkarsa bizimkiler de çıkacak.” açıklamalarında bulundu.

KKTC’de büyük oranda israf olduğunu savunan Şeyh Nazım Kıbrısi, “Madem israf var; bunlar kurtulmaz. Karun’un hazineleri olsa bu Kıbrıslılar onu bitirir. İsraf var, boşuna para veriyorlar, ağalıkları var, keyiflerinden, yemelerinden ve tütünlerinden vazgeçmiyorlar. Yani hududu aşmışlar. Hükümetimiz de bunlara bir hudut koyamıyor. Vergiler var ama kafi gelmiyor. Millet parayı buluyor. Herkesin kapısında bir sürü arabası, evleri ve gece hayatları var. Gece hayatına çıkan adamlar bu mali krizden kurtulamaz.” şeklinde konuştu.

GECE KULÜBÜ AÇACAK PARAYI NEREDEN BULUYORLAR?
Ülkede işsizlik olduğuna değinen Şeyh Nazım Kıbrısi, nüfusun 500 bini geçtiğini ve şu anda 50 bin kişinin işsiz olduğunu ifade etti. İnsanların KKTC’de yığıldığını söyleyen Kıbrısi, 500 bin insanı bir kazalık yerin idare edemeyeceğini ve para yetiştiremeyeceğini belirtti. Şeyh Nazım Kıbrısi “Memuriyetin dışında otelcilik var. Burada gece kulüpleri var. Burada 500 tane gece kulübü varmış. Bu parayı nereden buluyorlar? Gece kulübü işletmek bir hükümete yakışmaz. Bakanlar gece kulüplerinden aldıkları vergiyi söylüyor. Utanmaz mı bunu söyleyen bakan?” ifadelerini kullandı.

“RUMLARLA BİRLEŞME OLURSA NİKAHLARINI BEN KIYAYIM”
KKTC hükümetinin en iyi icraatının gece kulübü olduğunu aktaran Kıbrısi, “Hükümetin başka icraatı yok. Hükümet ekmiyor da biçmiyor da. Köylüyü berbat ettiler. Köylü bir hayvan besleyemiyor, fundalıkları orman diye yazdırıyor; milleti berbat ettiler. Ne ekonomiden, ne eğitimden, ne sıhhatten, ne ticaretten, ne askerlikten, ne de siyasetten anlarlar. Yapamıyorsan bırak; ehlini getir yapsın. Ben yalan söylüyorsam gelsinler ispat etsinler ve halka sorsunlar. Gideceğimiz bir yön kalmadı. Başımızda bir tane akıllı adam yok. Biz de ‘siz çalın biz oynayalım’ diyoruz. Çözüm konusuna gelince. Rumları nikahımıza alacağız ya da onlar bizi alacak. Birleşirlerse evlenmek lazım. Kız tarafı hangisi erkek tarafı hangisi? Anlaşırlarsa nikahlarını kıyayım.” söylemlerine yer verdi.

Lefke’nin ülke dışından gelenle sayesinde ayakta durduğuna değinen Kıbrısi, “Dışardan adam gelmese Lefke ölüdür. Buraya paralarıyla gelen adama en fazla 10 gün veriyorlar, ondan sonra ‘çıkın gidin’ diyorlar. Bu misafirler o 10 gün verenlerin evinde mi kalıyor? Nasıl bir iştir? Gelen adam buraya parasıyla geliyor. Ama bizimkiler 3 gün sonra çık git diyor. Bu memleketin her yeri unutuldu ama gece kulüpleri unutmuyorlar. Burası kendi vatanımdır bu halinde olmasını sevmiyorum, istemiyorum. Bize bir şey soran yok, gelen, giden yok. Kendi kendilerine iş görüyorlar. Düzelttiklerinde bana haber versinler.” şeklinde konuştu.

CİHAN

habervaktim.com 13 Mayıs Cuma 2011

Advertisements

bismillah

BismillahirRahmanirRahim



Büyük insanların övgüye ihtiyacı yoktur… Merhum Necmeddin bey, her fani gibi doğdu, yaşadı ve ezelde takdir edilmiş vakt-i merhunu gelince vefat etti. Önemli olan, kişinin ömrünün ölümüne nasıl bitiştiği meselesidir. Geride kalanlar üzülür ağlar ama imanla ölen said Müslüman bayram yaparak gider ahirete.

Yadın da mı doğduğun zamanlar

Sen ağlar idin gülerdi alem

Bir ömür geçir ki, olsun

Mevtin sana hande, halka matem

Kimdi o ?.. Mü’mindi… Rab olarak Allah’tan, nebi olarak Muhammed Mustafa aleyhissalatü vesselamdan, Kitab olarak Kur’andan, din olarak İslam’dan, şeriat olarak Şeriat-ı Garra-i Ahmediyye’den razı olan ve yarın Mahkeme-i Kübra’da defterleri sağından verilecek olar kimseler, ne mutlu size, ne mutlu size!..

Bir Müslümanın en büyük rütbesi mü’min olmasıdır. Hiçbir makam, mevki, riyaset, sultanlık imandan üstün olamaz.

Dünya hayatındaki en büyük ticaret ve kazanç Allah için, Resulullah için, İslam ve Kur’an için, Sünnet ve Şeriat için hasbeten lillah ve muhlisen lillah çalışmaktır.

Merhum Necmeddin beyi nasıl biliriz? Mü’min miydi? Evet mü’mindi… Dinin direği olan beş vakit namazı kılar mıydı? Evet kılardı… Allah’ın inzal etmiş olduğu hükümlerle amel edilmesini ister miydi?.. Hiç şüphe yoktur ki, isterdi. Ecdadına bağlı bir Müslüman mıydı?.. Evet öyleydi…

Başka faziletleri var mıydı?.. Vardı… Çok azimli bir Müslümandı, hak bellediği yoldan dönmezdi. Azim neymiş, sabır neymiş insanlar ona bakıp öğrensinler.

Türkiye’nin son 50 yıllık tarihine damgasını vurmuştur.

Bu ülkede ikinci sınıf vatandaş, sömürge yerlisi, parya, esir, zenci statüsünde yaşayan Müslüman çoğunluğu uyarmış ve hak arama yoluna sokmuştur.

Vesayet rejiminin, içten sömürge sisteminin belini kırmıştır.

Milli siyasal İslam hareketinin kurucusu ve hocasıdır.

Bugünkü Cumhurbaşkanı onun talebesidir… Başbakan onun talebesidir… Devletin sivil ricalinin çoğu onun, şöyle veya böyle talebesidir.

Necmeddin beyin ülkemizde yepyeni bir çığır açmış olduğunu kim inkar edebilir?

Onun hayalinde ve hedefinde Büyük bir Türkiye vardı. Milli kimliğine ve kültürüne sımsıkı bağlı, kökünü maziden alan, kollarını istikbale uzatmış, İslam’ı iyi anlayan ve yorumlayan, çağı yakalamış büyük, zengin, müreffeh, ileri bir Türkiye.

Necmeddin beye gerici diyenin alnını karışlamak gerekir. Ondaki zeka ilerici ve çağdaş geçinen kaç kişide vardır? Zekasına ve çalışkanlığına Almanlar bile hayran kalmıştı. Kaç kişi onun yaşında profesör olabilmiştir?..

Necmeddin beye kalmış olsaydı Türkiye’nin şu anda Güney Kore’nin otomotiv sanayinden daha güçlü yüzde yüz milli ve yerli bir otomobil sanayii olurdu. Necmeddin beye fırsat verilmiş olsaydı Türkiye kendi uçağını yapabilirdi.

Necmeddin bey manevi gücünü hangi kaynaktan alıyordu?.. O, tarikat-i seniyye-i Nakşibendiyeye mensuptu. Muhammed Zahid Kotku hazretleri vasıtasıyla, ucu Resullerin Seyyidine ulaşan bir silsileye yapışmıştı.

Necmeddin bey şehir ve medeniyet kültürüne, görgüsüne, nezaketine sahip bir kimseydi. Kabalık yaptığı görülmemiştir. Oğlu, torunu yaşındaki gençlere bile itibar eder, onlara önem verirdi.

Dinine, ülkesine, halkına, devletine (düzene değil!) hizmet için çileli, arızalı, dikenli bir yol seçti ve çok acılar çekti.

Bendenize şahsen iyiliği dokunmuştur. Hadis-i şerifte “İnsanlara teşekkür etmeyen Allah’a şükr etmemiş olur” buyruluyor. Yirmi yıldan beri Milli Gazete’de günlük fıkralar yazabilme imkan ve fırsatına sahip olduğum için kendisine teşekkür borçluyum. Bu yirmi yıl zarfında küçük de olsa bir hizmet edebildim mi? İnşaallah edebilmişimdir.

Dünya ve insanlar genelde vefasızdır. Dünyada, hele siyaset meydanında vefa aramak abesle iştigaldir.

Cenab-ı Hak rahmetiyle muamele buyursun. Evladına, torunlarına, yakınlarına, sevenlerine, Milli Görüş camiasına ve milletimize baş sağlığı diliyorum.

Hayırlı bir insan için, halkın “Allah ona rahmet etsin” demesi ne büyük bir mükafattır.



 

Necmettin Erbakan, a Turkish Prime Minister, Dies at 84

By STEPHEN KINZER – NYTimes
Published: February 28, 2011

Necmettin Erbakan, the first Islamist prime minister of Turkey, whose attempt to turn his country away from the West led the military to depose him in 1997, died on Sunday in Ankara. He was 84.

Tarik Tinazay/European Pressphoto Agency

Necmettin Erbakan in 1998.

The cause was heart failure, said Dr. Tevfik Ali Kucukbas of Guven Hospital, where Mr. Erbakan had been in intensive care since mid-January.

During his turbulent year as prime minister, Mr. Erbakan boldly challenged Turkey’s secular dogma, vowing to create a pan-Islamic currency and rescue Turkey from “the unbelievers of Europe.” He embraced the religious government in Iran, allowed female civil servants to wear head scarves to work, and held Islamic feasts in the prime minister’s residence.

Yet Mr. Erbakan was also a consummate insider, always dapper in trademark Versaceties. He was among the last survivors of the political generation that ruled Turkey as it struggled toward democracy during the second half of the 20th century, a period punctuated by three military coups. He was often called Hodja, a term of affection accorded to religious teachers or wise men.

Like other political patriarchs of his era, he was a nationalist who bowed before the reality of military power. He had no sympathy for the demands of Kurdish nationalists who sought broadened cultural and political rights. Yet he repeatedly pushed for a greater role for religion in public life. His party was banned multiple times. After each shutdown, he reinvented and renamed it.

“He introduced political Islam to Turkey,” Sedat Bozkurt, a Turkish journalist, said in a televised interview on Monday. “However, the political Islam applied in Turkey differed from the others. One of its elements was Turkish nationalism.”

Among Mr. Erbakan’s most successful followers was the ambitious candy salesman Recep Tayyip Erdogan, who under his tutelage was elected mayor of Istanbul and is now prime minister. The men split politically, and Prime Minister Erdogan displaced Mr. Erbakan as the hero of Turkey’s devout.

“We will always remember him with gratitude as a teacher and a leader,” Mr. Erdogan said of Mr. Erbakan, who is survived by two daughters and a son.

Necmettin Erbakan was born on Oct. 29, 1926, in the Black Sea town of Sinop, home in antiquity to Diogenes the Cynic. Mr. Erbakan’s father, a judge, sent him to high school in Istanbul. He later compiled an outstanding record as an engineering student. He completed his doctoral work in Aachen, Germany, and worked in that country for several years, specializing in diesel engine design. His German remained fluent and lyrical.

In 1970, stung by the refusal of a center-right party to nominate him for a seat in Parliament, he formed his own political party, which advocated a return to religious values — not an obvious choice for the son of a civil servant. The party survived repeated closings and Mr. Erbakan’s several years of exile in Switzerland. Though the party never won nearly enough votes to put him in power, he emerged as a kingmaker. Twice in the 1970s he became deputy prime minister.

In the 1995 election, with the political scene atomized, Mr. Erbakan’s party, then called Welfare, finished first with 21 percent of the vote. After striking a coalition deal with another party leader who was eager to control corruption investigations, Mr. Erbakan became prime minister. He immediately began challenging the secular, pro-Western foundations of modern Turkey.

The last straw for his opponents may have been Jerusalem Night, when the Iranian ambassador, evidently with Mr. Erbakan’s permission, addressed an audience in the town of Sincan and roused it to a frenzy with lurid calls for fundamentalism and anti-Zionist struggle. Alarmed Turks began taking to the streets, marching behind protest banners reading “Turkey Is Secular and Will Remain So!”

After Mr. Erbakan had been in office for 12 months, military commanders, who consider themselves the ultimate guardians of Turkish secularism, decided to strike against him. They forced him out with a series of threatening memoranda listing his sins. He resigned on Feb. 28, 1997, ousted by what is widely described as Turkey’s only postmodern coup.

These events split the religious political movement in Turkey. A group of insurgents, accusing Mr. Erbakan of losing touch with a rapidly changing country, tried to wrest control of the party from him. When they failed, they quit the party; founded their own, calling it Justice and Development; and rocketed to national power.

Mr. Erbakan later became the target of corruption charges. In 2002 he was sentenced to two years and four months in prison on charges of “forgery of personal documents.” President Abdullah Gul, who was his foreign policy adviser during his ill-fated year in power, pardoned him.

Mr. Erbakan’s party withered into insignificance by clinging to old-style Islamism. His onetime follower, Prime Minister Erdogan, devised a more inclusive political formula that combined respect for religious belief with commitments to democracy, capitalism and Western alliances. That formula — a refined version of the one Mr. Erbakan developed nearly half a century ago — propelled Mr. Erdogan to power and has kept him there for nearly a decade.

Sebnem Arsu contributed reporting from Istanbul.

A version of this article appeared in print on March 4, 2011, on page A25 of the New York edition.

bismillah

BismillahirRahmanirRahim

Said Nursi Hazretleri hakkinda yeni bir film. Kaliteli yapim. Allah razi olsun. Tabi, kim bilir neler eklenmis neler eklenmemis? Seyretmeye deger.


www.huradam.com.tr

bismillah

BismillahirRahmanirRahim

 

SENE SONU DUASI

Ve sallallahü ala seyyidina muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve selem. Allahümme ma amiltühü fi hazihissenati mimma neheyteni anhü velem tardahü ve nesitühü velem tensehü ve halümte aleyye ba’de kudratike ala ukubeti vedeavteni ilettevbeti minhü ba’de ceraeti ala ma’sıyetike. Allahümme feinni  este’firüke minhü fağfirli vemaamiltü fihimin amelin terdahü ve ve adteni aleyhissevebe .

http://www.cubbeliahmethoca.tv/images/stories/senesonuduasi.jpg

SENE BAŞI DUASI

Elhamdülillahi rabbil alemin. Vessalatü vesselamü ala seyyidina muhammedin ve ala alihi vesahbihi ecmein.  Allahümme entel ebediyyül kadimü. Elhayyül kerim. Elhannanül  Mennan. Ve hazihi senetün cedidetün  eselüke fihal ısmete mineşşeytanirracimi veevliyaihi velavne alahazihinnefsil emmarati bissüi. Vel iştiğale bima yükarri büni ileyke yakerim. Ya zelcelali vel ikram Birahmetike ya erhamerrahımin. Vesallallahü ve selemle ala seyyidina ve nebiyyine muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve ehlibeytihi ecmein.

Muharrem ayinin duasini Muharremi serifin birinci gununden onunca gunune kadar her gun uc kere okunmalidir.

http://www.cubbeliahmethoca.tv/images/stories/senebasiduasi.jpg

MUHARREMIN ILK GUNU DUASI

Allahumma ya muhawwil al ahwal, hawwil halana ila ahsanil ahwal, bihawlika wa kuwatika ya Azizu ya Muta’al, wa sallallahu ala sayyidina Muhammadin wa ala alihi wa sahbihi wa sellem.


bismillah

BismillahirRahmanirRahim

Sheykh Mehmet Adil was appointed to lead the zikr at Sheykh Mawlana Nazim’s Dergah, Cyprus for the Thursday evening Khatm Khawajagan that corresponded to an eid day.

bismillah

BismillahirRahmanirRahim

A glimpse of the mosaic of Sheikh Nazim’s Dergah, Lefke, Cyprus. Murids come from a plethora of countries: Argantine, Tataristan, Russia, Italy, Austria, Tunisia, Kyrgyzistan, Spain, Syria, India, Pakistan, Malaysia, Iran, France, Turkey, etc.



 


bismillah

BismillahirRahmanirRahim

Sheikh Mawlana Nazim attended the Eid al Adha namaz and khutba on the 1st day of Eid (10 Zul Hijja, 1431), praying behind Sheykh Mehmet. Sheikh Nazim also attended the Friday surmon on the 4th day of Eid. One of only two of his khalifas (deputies), his son Sheykh Mehmet delivered the khutba again.



« Previous PageNext Page »